Değişim, dönüşüm

Değişimler bazen rahatsız edici olsa da, çoğu zaman gereklidir… 

 

Bunu unutuyoruz bazen. Çatışmaların çözülmesi için önce yaşanması gereken bir değişim oluyor, bunu o an anlayamasak da, sonra içindeki anlamı buluyoruz. Ya da bulmalıyız diyelim… 

Tonlar…

Resim

 

Hayatın milyonlarca farklı tonu var. Ne sadece siyah, ne sadece beyaz, ne de gri… Yani öyle olmalı. Hepimizin farklı bir tonda görüşü olmalı… Bu ‘ton’ sadece bir grubun, sadece bir partinin temsil edemeyeceği bir ara ton da olabilir. Ki hepimizin biricikliği düşünüldüğünde hepimiz için öyle. Sorun şu; benim tonumu ifade etmeme izin vermezsen, ben varolamam. Aynı şekilde senin için de geçerli bu… 

Ben her tonumu göstermek istediğimde, beni etiketlersen, beni susturup, oturtmaya çalışırsan, ben olamam ki. Ortaçgil şarkısı gibi, olmalı mı, olmamalı, ama ben kendimi yansıtmazsam hiç olamam ki… 

Korkma benim ara tonlarımdan, alımdan, morumdan… Senin varlığına saldırı değil, benim varoluşum. Sen varol, ben varolayım…

Hangi yaprak, öbür yaprağı yeriyor, yeşilinin tonundan, hangi deniz gökyüzünü kınıyor, mavisinin farklılığından…

Aşacağız bunları da… Tüm renklerimiz ve tonlarımızla barışacağız. İnanıyorum. 

 

 

 

Küçük mavi kuş

Resim

 

Umrumda değil dedikodusu, videosu… Benim için zaten özgürlüklerin bitmesi, sinemanın, tiyatronun, televizyonun baskı altında olması, eğitimin deneme tahtasına dönmesi, A kardeşin B kardeşten farklı tutulması noktası yeterlidir, 25 Mart’lara falan gerek yoktur.

Her şeyde vardır bir hayır… Küçük mavi kuşlar özgürlüğün yolunu ne yapar, eder bulur… 

İnadına

Belim ağrıyor bugünlerde… 

Bunun fiziksel nedenleri vardır elbet.

Yani gece yarısı yanıma gel anne, biraz yanımda kal diyen 

kuzumun yatağında kıvrılmak gibi…

 

Ama her şeyin psikolojik nedeni de var

benim inanışıma göre..

İçinden geçtiğimiz günler

belime de baskı yaptı sanırım… 

 

Bi kapılıp kapılıp gidiyoruz,

sonra hop noluyor, hayat bu değil diyoruz,

devam ediyoruz.

 

Yani memleketin durumu 20 sene böyle gitse,

bizim 20 yılımız gitmiş olacak.

Memleketin gerçekliğinden kopmadan,

hayatı da yaşamalıyız… Yok başka yol… 

 

Şu yükselen yeni nesile umut aşılayarak,

güzel anlar yaratmaya devam etmek… İnadına…

İyi olanı dilemeye devam edelim… İnadına…

Aşağıdaki videodaki gibi,

yavv hayat dediğin sevdiğin biriyle, sağlıkla nefes alıp, verirken bir fincan kahve içmektir,

başka bir şey değil…

Resim 

Bugün düşündüğümüz her şey, onlarca yıldır bize öğretilenlerin sentezi… Kadınlar şöyledir, insanlar böyledir, gençler şudur, öğrenciler budur… Yani şu an biri, ya da bir olay hakkında verdiğiniz karar, aslında özgür düşünce, ya da özgür ruhun sesi değil çoğunlukla. 

Bugün “dinlemeyi, anlamak için dinlemeyi seçiyorum” diyerek haftaya başlamak dileğiyle..

Ve öyle de oldu…