Resim

Dün 5N 1K’da Kemal Sayar konuktu ve akıllı telefon bağımlılığımız hakkında konuştu. Her yerde, her sosyal ortamda kafası öne eğik, twit atan, like’ları sayan, şeker savaşı yapan, aptala dönmüş akıllı telefon sahiplerini, yani hepimizi anlattı. Birçok insanın, artık birbirlerinin gözlerinin içine bakmadan iletişim kurduğunu, çocuklarımıza telefona bakmadan zaman ayıramadığımızı söyledi, ki doğru… Her yerde gözlemliyorum bunu, birbiriyle konuşmadan “sosyal medyada ‘sosyalleşen’ insanlar…

Bu hızda yaşarken, hele ki bizim gibi gündemi hızlı değişen bir iklimdeyken zamanı geri sarmak mümkün mü? Kemal Sayar da, hepimizin vereceği cevabı verdi, pek mümkün değil.

Çaresi akıllı telefon ve sosyal medya diyeti yapmak… Bir yere arkadaşlarınızla gidiyorsanız, telefonu kapatın, ya da kontrol etmeyin, menşınlarınızı falan… Çocuğunuzla olduğunuz vakitte kapatın, oyun oynadığınız odaya almayın. Biraz diyet yapın… Bakalım durabiliyor musunuz? 

Advertisements

Resim

Böylesine korkmuş, yatakta büzüşmüş, korkan bir çocuk görsen ne yaparsın? Gider sarılırsın, onu sakinleştirmeye, korkusunu gidermeye çalışırsın büyük ihtimalle. Neden büyümüş çocukların bazı davranışlarının altında korku olduğunu görmüyor, onları sakinleştirmek yerine yangına körükle gidiyoruz ki? 

fotoğraf[6] copy

İnsanlar en çok beraber olduğu 5 insana benzemeye başlarmış.

Bana da şöyle bir dua geldi birden:

“Allahım etrafımda benzemek isteyeceğim insanlar olsun.”

Amin 🙂

Resim

Bazen iyi düşünürsün, bazen kötü.

Bazen siyah, bazen beyaz.

Sen de herkes gibisin, siyahlarla beyazların iç içe geçtiği.

Kötü olmaktan kaçmak, kötülükten kaçmak yerine 

kötülüğü bilip, iyi olmayı seç.

Hassas da olabilirsin, düşünceli de.

İzin ver kendine.

 

Devrim zihinlerde başlamalı

 

 

 Resim

Madalyonun iki yüzü diye bir deyim olduğuna göre hep varmış bu. Ama hiç bu kadar net, hiç bu kadar acıtıcı olmamıştı herhalde. Aynı olaya bakıp, bu kadar farklı görebilmek. Kabak gibi göründüğünü düşündüğün şeyi, başka birinin bambaşka yorumlayabilmesi…

Ne ki bunun nedeni? Çözüm nerde ki?

Devrim fiziksel değil, devrim zihinlerde yaşanmalı önce.

Sanırım çözüm orada

…. 

…. Sadeleştirmek, zihinden akanları.

Özü anlamak, insan olmak… Sade. 

Sadece insan olmak. 

 

Üçüncü seçenek

Resim

İki seçeneklilikten, üçüncü seçeneğe ulaşabildiğimizde farklı bir boyutu deneyimleyeceğiz. Tanrı’yla Sohbet’in yazarı

Nael Donald Walsch ‘Sessizlikten Önceki Fırtına’ kitabında üçüncü seçenekli yaşamın başka ufuklar açacağından bahsediyor.

Bir şey hep siyah, hep beyaz olabilir mi? Grilerin varsayımı her şeye bakışı değiştirebilir mi? 

En içinden çıkılmaz durumların kurtarıcısı “üçüncü seçeneği” bulmak olabilir mi? 

Mi? 

 

Kızıyorsan da git konuş bence!

Şimdi yeni moda bir söylem var “Seviyorsan git konuş bence.” 

Aslında kızıyorsan git konuş bence versiyonu da olmalı. Ya da bir yerde, bir durumda, bir yakınlıkta olmak istemiyorsan da. Ama kibarlık, kırmama, incitmeme, nasıl söyleyeceğini bilememe nedenlerinden dolayı bunları kolayca söyleyemiyebiliyoruz.

…Hep incelikler yüzünden diyen şarkıdaki gibi.

Nobran olmakla kendini ifade edebilmek arasındaki ince çizgi. İstediğini yapmakla uymak arasında seçim yapmak gibi.