Enerji enerjiyi çeker

Screen Shot 2014-05-02 at 3.01.37 PM

Enerji enerjiyi çekiyor. Ben kendimde bakıyorum öyle gerçekten. Ne zamanki miskinim, öyle gidiyor bütün gün. Yorgun ve isteksiz oluyorum. Ne zaman canlılık dolu, bir sürü şeye koşturuyorum, durup oturasım gelmiyor. Koştukça koşasım geliyor. 

Bu durumda aman da yat aşağı yapınca, enerji dolmayacak, ne kadar aktif o kadar enerjik…

Bİ deneyin bakalım, sizde nasıl olacak? ; ) 

 

 

Advertisements

Hayat basit de sen farkında değilsin.

13651605089953858_ZAHM9p71_c

 

 

Ne zaman komplike olmaya başlıyoruz, o zaman yabancılaşıyoruz. Oysa basit yahu, yaşam. Seviyorsan seviyor, yapmak istiyorsan yapıyor, söylemek istersen söylüyorsun. Bu kadar basit. 

Bunun tersini farklı farklı nedenlerle karıştırmaya çalıştığımız zaman hem ortalık toz duman oluyor, hem kafamız, hem ruhumuz. Başka biri olmaya başlıyoruz bi de üstüne üstlük. 

Ne söylesem, nasıl söylesem, onu da nasıl yapsam, onu ona şeytmeden, öbürünü nasıl halletsem… Oysa…

Basitçe, dürüstçe, insanca, hissettiğimizce yaşadığımızda sıkıntı yok : ) 

Üşenmeden, ertelemeden…

Screen Shot 2013-10-30 at 4.40.49 PM

Hiçbirimiz seneler sonra koltukta yayıldığımız, saçma salak yarışma programlarını seyrettiğimiz geceyi hatırlayıp, birbirimize anlatmayacağız. Ya da her tarafı derleyip, toplamakla geçen, yorgun argın yatağa serildiğimiz hafta sonunu…

Bir piknikte ettiğimiz sohbeti, gördüğümüz börtü böceği, çoluk çocuğumuzla paylaştığımız anları, dostlarla içilen bir demlik çayı, bir bardak birayı, gittiğimiz yerde gördüklerimizi, deli gibi güldüklerimizi, otoparkta arabayı koyduğumuz yeri bulamayışımızı, arkadaşlarla çıkılan bir yolculuğu, çılgınca şarkılar söylemeyi, çok eğlendiğimiz bir geceyi, çocuklarımızın mutluluğunu huzurla seyrettiğimiz bir günü ‘anı’ olarak anlatacağız, anacağız.

O anları yaratmak, anları süslemek de bize düşüyor. Biraz çalışmak, bu fırsatlara gözümüzü açmak gerekiyor sadece.

Üşenmeden, ertelemeden…

Hadi sokağa, anı biriktirmeye ; )

Hepimiz kelimelerden oluşuyoruz.

6.typography-text-art

Ağzından çıkan her söz, birine verdiğin bir fikir, bilinçaltının sana söylemek istediği şeyleri kibarca, çaktırmadan söylemesi, önermesi…  Ya da kendini tanımlamak için kullandığın her sıfat gerçeğe dönüşen bir kehanet gibi.

Ne yersen o’sun derler ya, ne dersen o’sun aynı zamanda. O yüzden ne yediğine de, ne dediğine de dikkat etmeli insan.

Çünkü kelimelerden oluşuyor insan, kelimeler damlaya damlaya birikiyor, sen oluyor.

Bilinçsizken ettiğim her abuk cümleyi, yaptığım her saçma yargıyı, kendi üzerime kurduğum her yersiz tespiti iptal ediyor, her türlü engel, sınırlama, kısıtlama ve tıkanıklık yaratan cümleyi yenileriyle değiştirmeye niyet ediyorum.

O yüzden de yazıyorum, bakalım benim bilinçaltı bana neler söylüyor diye…

Siz nasıl dinliyorsunuz kendinizi, siz nasıl kelimelerden oluşuyorsunuz? ; – )

 

 

 

Merak ediyorum da endişeler olmasaydı ne olurdu?

totd0807

Eskiye yol vermeden yeniye yer açılmaz derler ya. O yüzden verilir dolapta işlevsiz duran bir sürü çul çaput… Kafada dolanan her türlü tilki, endişeler, şöyle olursa ne olur düşünceleri de sadece çözüme gitmeni engelliyor, net.

Gücünü topla, enerjini yenile, kendine nazik davran. Ve çözüme odaklan. Ne yapman gerektiği beynin kıvrımları arasında bi yerde, seni bekliyor. Sadece biraz ferahlamanı, yaşamının dizginlerini eline almanı bekliyor.

Özün biliyor ne yapman gerektiğini. Neyin eskide kalması gerektiğini… Kimin geleceğe seninle yürüyeceğini… Kalbinle düşün, beyninle hisset. Tersten gör bir kez de…

Alışkanlıklarını değiştir, kendini değiştirmenin yarısıdır, alışkanlıkları bozmak.
Senden bekleneni değil, seni yansıtanı yaşa. Kendini üzme. İnsan kendine en yakın olanı üzer mi böyle? İyi davran, nazik ol kendine… Kendini sabote ediyorsan niye ediyorsun, onu bul.

Endişeler, engeller seni kurban mı yapıyor, merkeze mi koyuyor? Eğer üzülecek bir şeyin olursa, senin için üzülürler, seni daha fazla mı dikkate alırlar? Sana sempati mi duyarlar, her zamankinden fazla. Daha rahat, daha gamsız olursan, kendini suçlu mu hissedersin? Bunu hak etmediğini mi düşünürsün? Cezalandırmak mı iyi geliyor yoksa kendini. Çocuk bir hata yaptığında ailesi onu cezalandırır, kefareti öder ve tekrar onaylanma cennetine döner ya… Sen de cezanı ödeyip, kendince günah çıkarmaya mı ihtiyacın var?

Kendini yargılama, ama bak… Niye endişelisin, niye engeller çıkıyor karşına?

Ancak endişeler giderse, yeni güzelliklere yer açılacak ; )

Yağmur

Dışarıda yağmur var. Mis gibi de bir koku… Çocuk hayalgücü nasıl çalışır yağmurda?

Su birikintilerinde zıplamayı düşler, gökkuşağının çıkmasını bekler, hayal ülkesindeki kahramanların gökkuşağının üzerinde kaydığını hayal eder, yağmur sonrası çıkacak sümüklüböcekleri gözler, yağmur tanelerinin saçlarından süzülmesini sever, tişörtü yağmurdan sırılsıklam ıslansın, üzerine yapışsın ondan mutlusu olmaz. Yağmur suyunun saçları daha çabuk uzatacağı efsanesine inanır. Islanan saçlarını çekiştirir.Pencereye vuran damlaların süzülüşünü izler, tam camın yanındaki koltuğa tüneyip. Parmağıyla o izleri takip eder. Yağmur yağıyor, seller akıyor şarkısını mırıldanıp mutlu olur…

Çocukluğunu koruyamayan bir yetişkin ise yağmur yağdığında ‘trafik çok kötü olacak, yandık.” der…

….

İstemeyi bilmek

Büyük istemek niye zor geliyor acaba? Büyük düşünmeyi öğretmiyorlar mı acaba bizim toplumumuzda? Hep, her şeyi ucundan ucundan istemek, ya da tam yettiği kadarını düşlemek sadece bizim insanımıza mı mahsus?

Kanaatkar olma felsefesiyle mi ilgili? Niye olsun da, yuvarlanıp gidelim tavrı hakim?

Büyük düşünmek hayal gücü gerektiriyor, ondan mı acaba? Düşleyebildiğini mi istiyor insan sadece…

Zaten istemeyi bilmek başlı başına bir yetenek. İsteyene hayat veriyor. Alamamak genelde istemesini bilmemekle ilgili sanki.

Hayallerimiz de hep birbirine benziyor. Prototip…

Piyango çıkınca yapılacaklar az çok birbirine benziyor.

Çocuklara daha büyük hayaller kurmayı öğretmek lazım. Yani, aslında onlar biliyorlar da, köreltmemek gerek. Çünkü evrende en büyük hayalleri sağlayacak kaynak var, neden istemeyelim?