Merak…

FullSizeRender

“Bir yırtık… Açsam, tırnaklarımla yırtığı büyütsem alttan belki çok güzel bir şey çıkar, hayat yoluma eşlik edecek bi şey. Benimle ilerleyecek, ya da beni ilerletecek. Belki de çok anlamsız bişey çıkar, belki de bir canavar. Ama açmazsam hiç bilemeyeceğim. Ve en temel dürtümü sonsuza dek kaybedeceğim. Merakımı…”

Ruhumuz zenginleşecek ki, ruha dokunur işler çıksın

Bir iletişim firmasının yaptığı prodüksiyonu gördüm sabah. Bir orkestra, denize açılarak yaptıkları müzikle balinalarla iletişime geçiyor. Bir süre sonra balinalar su yüzüne çıkmaya başlıyor. Büyüleyici. Slogan da iletişimde her şey mümkün. Yüreğe dokunuyor, dikkat çekiyor, yüreğe iyi geliyor.

Bu da bugün gördüğüm bir slogan! Ya da sloganımsı… Bu ülkede ruhları beslemek için sanatla, doğayla, güzelliklerle bağımızı kuvvetlendirmedikçe reklamcılığımız da tuhaf şekillere giriyor.
Ruhumuz zenginleşecek ki, ruha dokunur işler çıksın…

IMG_3213

Kelebeği düşünmek…

IMG_3173

Kelebek Çiftliği’ne gittik hafta sonu. Sizin beğenmediğiniz 3-5 gün için geliyorlar şu dünyaya. Nasıl olsa 3 gün sonra öleceğim diye koyvermiyor, tüm varlığıyla “oluyor”. Nefes kesecek kadar güzel oluyor. Güzellikleri arayıp buluyor. Korkusuzca ve hesapsızca kanat açıyor. Her kanat çırpışında verebileceği her şeyi veriyor. Kelebekleri seyredip öğrenecek çok şeyimiz var.

Bi’ arabadan fazlası belki…

Bazen arabanı park ettiğin yere bi gidersin, başka bir araç senin arkana koymuş gitmiş. Sen hiç çıkmayacakmışsın gibi. Ya da senin çıkıp çıkmamanla hiç ilgilenmiyormuş gibi…

Gelirsin, önce şaşırırsın bu aymazlığa. Nasıl insan bu kadar vurdum duymaz olabilir diye düşünür kalırsın.
Sonra kızmaya başlarsın. Süre uzarsa, daha da kızarsın…

O aracı oraya koyanı merak edersin. Oysa bazen bu tip olaylarda başka sorular sormak gerekir.
Park ettiğin yerden ayrılmak istiyor musun? Yoksa istemiyor musun aslında?
Belki de istemiyordun…

Hayattaki olayların başka bir boyutta sembolik bir anlatımı olabiliyor. Jung’cu rüya çözümlemesi gibi… Mesela araba hayat yolu demek…

Mesela…

Telefonun mu bozuldu? Kimle iletişimi kesmek istiyorsun?

Şaşırdınız mı? Bi dikkat edin bakalım : )

….

Belki o sabah kalktığında kredi kartını nasıl ödeyeceğini düşünüyordu…

Belki kaç zamandır almak istediği kitaplar için nasıl bir bütçe yaratırım diyordu…

Belki bugün öğrencilerine ne söylesem de bütün yaşama bakışlarını geliştirsem diye kendine dert ediyordu.

Bunalımdaydı belki… Sabah kalkmaya neden arıyordu.

Dışını bırakmış, içiyle meşguldü belki…

Ya da ne fark ederdi. Öğretmendi. İnsandı.

Kalbi vardı… Kırılabilirdi.

Kırıldı..

Hiçbir insanın onurunun kırılmadığı bir dünya mümkün mü? Mümkün…

Koşulsuz sevgi

Birkaç gündür öfkeli küçük kızım. Ne desem, hırlıyor. Üzülmüyor muyum? Üzülüyorum…
En canından canla hep can cana olmak istiyor insan.
Ama koşulsuz sevginin en büyüğü annelik işte…
Düşünüyorum, demek stresi var biraz…
Okuma bayramıdır belki nedeni.

Onu hep iyi, hep iyi gününde olduğu için değil, her gününde kabul ediyorum ve seviyorum…

Koşulsuzca…

Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün buluşuruz…

Hepimiz birer maratoncuyuz. Yaşamda karşılaştığımız küçük ya da büyük olayların gelip geçeceğini unutmasak, onların yanından bir Forest Gump gibi uzaklaşacağımızı ve defalarca değişeceğini bilsek daha huzurlu olacağız. Ağladığımızda güleceğimizi hatırlayabilsek, daha çok akışa bırakabileceğiz…

Sabah Kayahan’ın ‘insanlıktan uyandığını”  duydum. İçimde bir şey cız etti. İlk gençliğimin sesi, melodisi, güzel sözlerini ilk keşfettiğim insanlardan… Hoş bir sada bırakarak yeni boyutuna geçti… Bize kattıkları, hissettirdikleri için teşekkürler…

İşte yaşam… Ne telif kaldı, ne şarkını kimin söylediğinin önemi, ne öfkeler, ne kızmalar…

Sadece sevgi ve şarkılar var…

Ne demişti usta “Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün buluşuruz…”