Başka bir dilde, düşüncelerimiz daha rasyonel oluyormuş…

Acaba daha objektif mi bakıyoruz, anadilin kucağından çıktığımızda?

O zaman daha sık, yabancı dilde düşünmeliyiz belki de.

Daha adil, daha tarafsız bakabiliriz belki bu şekilde.

Advertisements

Cumhuriyet

Cumhuriyetimizin 92.yılı.

Cumhuriyet bir yetidir…  

Çünkü cumhuriyetin içinde

eleştirilmek,

yenilmek,

çekilmek,

kaybetmek,

senden olmayana da özgürlük istemek, 

kazandığında, hep kazandığında bile egonu dizginleyebilmek

gibi yetiler ister. 

CUMHURİYETİMİZİN GÜÇLENDİĞİ BİR YAŞ OLSUN. KUTLU OLSUN.

Babam görseydi…

0010

Babamı 2000 yılının soğuk günlerinden birinde kaybettik. Hani o girdiğimizde bütün dünyanın değişeceğini sandığımız, o geceyi nasıl geçirsek diye planlar yaptığımız 2000’in  yılbaşında…  O yılbaşında hastanedeydik. Gitmesin diye dua ediyorduk.

25 Ekim onun doğum günüydü. Bugünümü, yarınımı, kadınlığa bakışımı, değerlerimi onun beni/bizi böyle başının üzerinde taşımasına borçluyum. Annemle beraber tabii…

2000’den bu yana 16 yıl geçti. Babasının minik kızı olarak, gördüğümü, duyduğumu onunla paylaşırdım. Hayat görüşüne çok önem verir saygı duyardım. Ecevit aşığıydı. Evde politika hep konuşulurdu, aslında politika gibi değildi, memleket meseleleriydi. Her görüşü sayardı, hiçkimsenin dedikodusunu yaptırmazdı. Hukukçuydu. Öyle de iyi bir hukukçuydu ki, hem mesleğinde çok iyiydi, hem de yüreği kocamandı. Parası olmayanlardan ücretleri portakal ve patatesle almaya başladığımız 80 sonrası Ankara’sından İstanbul’a gelmek zorunda kalmıştık bir aşama sonra…

Bugünlerde sık sık şunu düşünüyorum. Bir an geri gelse, zamanda yolculuk şeklinde. Bu kadar yılda, neler değiştiğine inanamaz herhalde. Ne hukuğun geldiği duruma, ne paralel maralellere, ergenekonlara, balyozlara, Gezi’ye, Atatürk’ün nerdeyse suç unsuru sayılmasına hangisini sayayım ki…

Gelse diyorum, görse… 16 yılda ne kadar çok değişilebildiğine inanamaz. Şaka sanır.

Bazen her şeye alıştığımızı sandığımız anlarda o görseydi diye düşünüyorum…

Dün doğum günüydü, onu sevgiyle anıyorum… Nasıl geçti 16 yıl hiç anlayamadan…

Lapsus nedir?

freud‘ a gore lapsus linguae ve lapsus calaminin nedenleri genelde bilincaltinda gizlidir. o an soylemek istemedigimiz, aklimizdan gecirdigimiz veya konuyla alakasi olmayan ama anilarimizda konu araciligiyla yer edinmis bir fikir, nesne veya isim bu olaya neden olabilir.

Politikacıların yaptığı gaflara bi de bu gözle bakın.

Kahve kokulu bir sabah…

Sabah kahve festivalindeydim. Mis gibi kahve kokuları içinde dolaşırken, birbirinden yaratıcı standları gezerken şunu düşündüm: Çağdaş, güzel şeylerin konuşulduğu, görüldüğü bir dünyada yaşamak varken niye karanlık arzulanır?

IMG_7937

Can cana muhtaç…

12088407_10153280066118261_5224068155207036121_n

Bu fotoğraf, bir petshop’tan… Gözlerimi yaşarttı. Kendi ayrı bölmelerinde, tek başına yaşayan bu canlar, aralarındaki separatöre rağmen sıçrayıp, birbirlerine sarılıyorlar. Birbirlerine sevgi gösteriyorlar. Çünkü nerede olursa olsun, can can’a muhtaç, can canı istiyor, arıyor.

Sistemi, sınırları, dayatılanları unutun…

Gelin canlar bir olalım, bir!