Hayat dediğin…

IMG_8467

Her gün, hatta hayatın tamamı bir dilim ekmek farzet. Kenarından köşesinden ısırıp, gidiyoruz. Ne şekilde ısırdığın, nasıl bir iz bıraktığın sana kalmış.

Kendimizi, birbirimizi yerken durup bunu hatırlasak, ne çok şey değişir di mi?

“Dün bir rüya, yarınsa bir hayaldir.
Rüyayı mutlu,
Hayali umutlu yapan bugündür.
Bugüne iyi bak.
Halil Cibran”

 

Advertisements

Islık çalmamayı öğreten öğretmenler gerek bize.

d04e9f6882019a5a2f3cffbb9e6511f1

Öğretmenler günü yaklaşıyor. Ve onların önemi gün gittikçe artıyor. Bir tohum alıyorlar avuçlarına, kuşaklar boyu süren fidanlara dönüştürüyorlar. Yetiştirdikleri bir çocuk, anne, baba oluyor, o da kendi çocuğunu yetiştiriyor, zincirleme nesiller şekilleniyor.

Sen ne bekliyorsun öğretmenden mesela? Teog’da en yüksek puanı yaptırtabilmesini mi?

Ben insanların ortak acıları karşısında ıslık çalmayan kardeş nesiller yetiştirmesini çok çok daha fazla önemsiyorum. Bu kimin acısı demeden, herkese empati duyan, hadi empatiyi geçtim, saygı duyan insanlar lazım bize…

 

Resim: pinterest 

 

 

Şifa niyetine filmler

Biliyorum hayli geç oldu. Ama sonunda Aamir Khan’ı keşfettim. Hintli yönetmen ve oyuncu. Kendi yönettiği filmlerde başrolde oynuyor aynı zamanda…
PK-izle1
1. Önce PK ile başladı, yolculuğum… Aamir Khan’ın bütün filmlerinde, bir toplum eleştirisi, bir soruna bakış, bir felsefe var. Çok bilindik, sorulara bambaşka bir bakış var. PK’de mesela… Bir uzaylı düşünün, dünyaya inceleme yapmaya geliyor. Bir kağıdın üstüne basılı bir kağıt parçasının para olduğunu öğreniyor, din adına konuşanların nasıl “yanlış”lara sürüklediğini anlatıyor, insanı, önyargıları sorguluyor. Hep evine gitmek için bir yol arıyor. Ev’in sembolik olarak kaynağa geri dönüş olduğunu düşünürsek, bazen din adına konuşanların eve giden yolda bizi şaşırttığını söylüyor. İki Tanrı var diyor, biri gerçek yaratıcımız, biri de insanların yarattıkları… Çocuk saflığında sorular soruyor, sorguluyor. Hayata dair, büyüklerin kolayca kabullendiği, ama dışarıdan bir gözün veya çocuğun hayretle karşıladığı sorularla bizi de düşünmeye itiyor. Hem de güldürürken… 1 kere seyretmek bile yetmez, her sene 1 kere seyretmeli…
3-aptal-turkce-dublaj-773
2. 3 idiots… Of aşık oldum! Eğitim sistemini sorgulayan muhteşem bir film. Ülkenin en iyi mühendislik okuluna seçilen gençler… Dişlileri arasında gençleri tek tipleştirmeye çalışan bir sistem… Başarı sorgusu… Gerçek başarı ne? Başarılı görünen mi başarılı, mutlu olan mı? Bir sınav mı önemli, babanla paylaşacağın bir an mı? Filmin mottosu ise “All is well”… Her şey yolunda…
Ve filmin unutulmaz sahnesi… Kahramanımızın makina tanımı ile öğretmene verdiği ders

maxresdefault

3. Her çocuk özeldir. Bu da şiir gibi bir film. Çalışmayan, haylaz, tembel diye damgalanan mutlu bir çocuğun nasıl depresyona girdiğini, oysa bunun altında bambaşka nedenler yattığını anlatan bir film.
Ve bir öğretmenin nasıl bütün gidişatı değiştirebileceğini, nasıl bir çocuğu, bir insanı kazanabileceğini gözümüzün önüne seren duygusal bir yaklaşım. Ağlamak yok dersem, doğru söylememiş olurum. Evet ağlayacaksınız biraz…
maxresdefault (1)
4- My name is Khan… Bu filmi Aamir Khan’ın zannedip seyretmeye başladım, meğer onun değilmiş, ama iyi ki seyretmişim, çok sevdim. Hindistan’da dünyaya gelen Khan, asperger sendromuna sahiptir. Yani otizmlidir. Ama ilk başta bu teşhis koyulmaz, sadece sorunlu bir çocuk gibi görülür. Ama annesi her zaman onu çok sevmiştir, ilgilenmiştir. Hep oğlum çok zekidir der. Öyledir de çünkü. Her türlü teknolojik aleti tamir edebilir, aklında sayfalarca şeyi tutar, kafasından acayip hesaplamalar yapar. Khan, Hindistan’da yaşayan bir müslümandır. Bir gün çocukken dışarıda cihattan, kan dökmekten bahseden insanlar duyar, annesi onun bunları tekrarladığını duyunca şöyle der “Unutma oğlum, hayatta 2 insan vardır, iyi insan, kötü insan. Başka bir fark yoktur.”
Büyüyünce Amerika’ya gider. Derken 11 Eylül gelir. 11 Eylül”den sonra orada yaşayan müslümanlara çok kötü davranılmaya başlanır. Ve bir şekilde kendini ifade etmek için Amerika başkanıyla görüşmeye çalışır. Şu mesajı ona ve tüm dünyaya vermek için : My name is Khan. I am not terrorist!”
İşte böyle, bugünlerde Hint filmleri bana şifa geldi. Hepsini tavsiye ederim… Şifa niyetine…

Ağrılara bir bakış açısı…

Beden konuşur, hatta anla diye de tane tane konuşur. Mesela çoktandır, sırtında, omzunda çok şey yüklendiğini düşünüyor, ama yiğitliğe zeval gelmesin diye yardım istemiyor musun, her şeyi, ya da çoğu şeyi tek başına “sırtlanmaya” mı çalışıyorsun?

Bi’ sırt ağrısı, ya da bi tutulma gelir. Zaten eğilip, kalkamadığın, sağa sola koşturamadığın için sırtlandığın yükler için yardım istersin. Zaten beden de bunu yapmanı istemektedir. Sen yardım istersin etrafından, mesajı aldın mı tatlım der sana… El ele tutuşup, bedeninle yola devam edersin…

“Sonra da bu şiddet nereden geliyor!… ” de.

Sabah yolda geliyorum, radyoları gezinirken şöyle sözler çalınıyor kulağıma :

Ya beni gelip alırsın buradan
Ya da bir ses duyarsın oradan
Öldürürüm kendimi
Dan dan dan dan dan dan

Blöf yok valla billa
Bana sen lazım illa
Güzellikle veya zorla zorla zorla

Nerden geliyor bu şiddet? diye soruyoruz birbirimize. Gökten zembille gelmiyor. Herkese açık, onaylı tasdikli mecralarda duya duya normalleşiyor. Bu şarkıyı örnek olarak göstermekle şunu demek istiyorum; hani vurdulu kurdulu filmler, çizgi filmler daha göz önünde, daha tu kaka ya, daha neler var nesillerin beynini yıkayan… Her söz, büyülüdür ve hipnoz etkisi vardır. Kelimeler soyuttur elle tutulamaz ama alıştırır kelimeler sizi somut olana… Siz bir yandan, evlenme teklif edip, kabul görmeyince kadını öldüren adamı ve şiddetin geldiği boyutu tartışırken, radyoda “güzellikle veya zorla zorla zorla” çalıyor, bilin istedim…

Daha bunun hakimi, savcısı, yöneticileri çoooook boyutu var. Ama çok daha masum gibi gözüküp, eğlendirirken “eğiten”, küçük ama mide bulandıran ayrıntıları unutmayalım.

Tutuldum….

afb9cb25f3e68bf315dbab888ebfe07a

Boynum tutuldu. Hiç tutulmazdı oysa. Bugünlerin bir etkisi olmalı. Tutuldum kaldım herhalde. Gevşemek, gerginliklerimizi azaltmak lazım. Ve insanın boynunu şöööyle yapabilmesi büyük nimet.

Haaa bu arada Louis Hay usta, boyun tutulmasını başka bakış açısını kabul etmeme olarak tanımlıyor. Her yönüyle, görmeye niyet ediyorum o zaman…