Olamaz mı ,olabilir

Screen Shot 2014-01-10 at 3.05.23 PM

Türk filmlerinde olur ya, genç adam sevdiği kızı etkilemek için bi’ takım adamlarla anlaşır. Kendisine saldırsınlar ya da kızı rahatsız etsinler, o da gelsin, onları pataklasın ve bir üst level’a geçsin. Anlaşmalı yani…

Karşılaştığımız tatsız olay, davranış ve kişiler de böyle bişi olabilir diye düşünüyorum.  Önceden anlaştığımız, bize bu hayatta ders verecek, ya da bir şeyler öğretecek kişiler… Onlar sadece bize söz verdikleri anlaşmaları gerçekleştiriyor olabilirler… Düşünsene, sonra bi de kızıyoruz, niye böyle yapıyor diye… Yoksa onun misyonu bu ; )

büyük lüks…

Ay nasıl hazırcevap bi kızdım. Her şeye verilecek cevabım vardı. Dan dan dan… Yeri gelince, koyardım ortaya. Kapak diyoruz ya, öyle. Bu yeteneğim yok mu hala var… Her şeye cevap verebilirim, Allahıma çok şükür ikna da edebilirim. Ama büyüdükçe her şeye cevap verme zorunluluğun olmadığını öğreniyorsun. Ve her şeye laf yetiştirmemek, yanıtlamak zorunda olmamak çok büyük bir lüks.

İnanın her cümleye maydanoz olma, her ortayı gol yapma zorunda değiliz. Sabah twitter’da ona buna sallayan bir twit gördüm, bişi yazayım dedim önce, buna zorunlu değilim dedim kendi kendime. Üstüme vazife değil 🙂 Her şeyi bildiğini sanan genç bi meslektaşıma da yanıt vermedim. Çünkü ohhhh…. zorunda değilim ve bunu bilmek mis gibi :6e864207ca226230d161e8cc1abd3cfc

Ondan şikayet, bundan şikayet

Sürekli bişeylerden şikayet etmek… Tam bir kurban psikolojisi. Enerji emici bir vampir. Çok tercih edilen bir yol. Çünkü kolay. Hep bir suçlu var, hep bir suçlu bulunur. Ya birine kızarsın, ya kaçmak için tünel kazarsın..

O arada neler yapılırdı oysa. Şikayet ettiğin işler, seni zorlayan güçler, çözüm bulunurdu belki, çözülür giderdi. Değer mi saatlerini zehirlemeye? Potansiyelini ezim ezim ezmeye?

Şikayetmedi mi? Valla ben şikayet duymamak için bazen kulaklığımı takıyor, güzel bir şarkı açıyorum. 

Size de yettiyse, öyle yapın…