Daha çok alfa lazım bize

Metin Hara’nın YOL kitabını okudunuz mu? Ben ilk okuduğumda, özellikle bilimsel açıklamalar getirdiği kişisel gelişim yolunu beğenmiştim. Dün bir sohbetine katılma, dolayısıyla da o fikirleri tekrar dinleme, hatırlama fırsatım oldu.

Metin Hara, kitabın başında beyin dalgalarından bahsediyor. Özellikle alfa ve beta halinden… Doğadaki canlılar, hayatta kalmak, kaçmak ya da yakalamak zorunda olduklarında, korktuklarında “beta” durumuna geçiyorlar. Yani stres altında ve gergin oluyor vücutları… Çünkü ancak bu durumdayken kaçıp, kurtuluyorlar… Ama bu ‘hal’ günde sadece 15 dakika için geçerli. Ondan sonra güvende hissedilen alfa haline geçiliyor, geçilmeli. Mesela doğada olduğumuzu düşünün, bir kaplan varsa etrafta, beta durumuna geçip, canımızı kurtarmalıyız. Ama etrafta kaplan yokken hep beta’da olmak… Kendimize ihanet gibi bişey.

İnsanlar stres altındayken, şehir hayatında stres altında olduklarında, korktuklarında vücut bir kaplan görmüşüz gibi betaya geçiyor. Oysa, sağlıklı olmak, sağlıklı kararlar almak için “güven” sahasında yani alfa’da olmak gerekiyor. Beta’da insanlar sürekli saldırgan, çünkü kendini korumaya çalışıyor. Trafikte, sokakta, işyerinde, yönetimde… İnsan vücudu sürekli olarak betada olmak üzere tasarlanmamış… O yüzden daha fazla alfa’da kalmayı öğrenmeli…

Mesela günde 10 dakika nefes çalışması yaparak… Gözleri kapayıp, derin nefesler alarak geçirilen 10 dakika, her gün yapıldığında daha çok alfada kalmayı sağlıyor.

Ve bu arada siz alfada oldukça etrafınızda daha çok alfa toplaşıyor. Betada olanınsa daha çok beta…

Ne günlerden geçiyoruz, alfanın betanın sırası mı diyorsanız, belki de tam sırası… Duyarsız, duygusuz, vurdumduymaz olmak değil, dalgaların üzerinden aşmak için…

24 saat içinde kendiniz için 10 dakikanız yok mu?

Alfada buluşalım… Buluşmaya niyet edelim en azından.

 IMG_0558

Mantık dersi diye bişi vardı

Çikolata tatlıdır. Hayat da tatlıdır, hayat o zaman çikolatadır. gibi saçma sapan dalga geçsek de mantık dersimiz vardı. Sebep sonuç ilişkisi falan öğrenirdik. Bu şöyleyse, böyle olur diye…  Yani Artvin uygulamalardan mutlu değilse, uygulamaları yapana oy vermezdi mesela. Ama mantık falan oraları çoktaaan geçmiştik di mi?

Neyse, biz Haydarpaşa’nın, Taksim’in çikolatasını yiyelim…

IMG_0565

Ne kadar kaos var içinde, o kadar kalabalıklarda olursun

IMG_0558

Derler ki; içinde ne kadar kaos varsa, o kadar kalabalıklarda olursun… Tribünler, konserler, yalnız kalamamalar, hemen birileriyle sosyalleşmeye çalışmalar…

Ne enteresan di mi? Belki ilk gençlikte, içteki kaostan, kıpraşan kanımızdan olsa gerek hep kendimizi kalabalıklardan kalabalığa atma isteğimiz…