Vazgeçseydim…

8411c000586317a62cb7512bebf90e2c

Vazgeçseydim…  Kalp kırmayan tarafımdan çoktaaaan vazgeçerdim. Kaba olmanın güçlü demek olduğunu düşünseydim, çok fırsatlar, çok zorlayanlar oldu. Çoktaan değiştirirdim. Zorbanın yaptırımını haklı görseydim, çoktan zorbalaşırdım. Öfkenin geri adım attırdığını görsem de arada, insanların enerjisini emmeye hiçbir şeyin değmeyeceğini öğrenmeseydim, hatta göz açıp kapayıncaya kadar geçen hayatta tek geçerli akçenin sevgi, sevencenlik, şefkat olduğunu kalpten hissetmeseydim, çoktan yapardım bunu…

Ben dreamer olmaya devam edeceğim… John Lennon’un imagine’nındaki…

 

 

 

Duyguların özgür mü?

62e3b641764cbb6ace6a1838649b7c99

Duygularımızı korkmadan, suçluluk duymadan yaşıyabiliyor muyuz? Korktuğumuzdan utanıyor muyuz? Kızdığımızda kızgınlığımızı saklamaya mı çalışıyoruz? Ya kızgınlığımızı kendimize mi yönlendiriyoruz, suçluluk duyarak…
Aşağıdaki videonun başında bir soru var… Gözlerinizi kapatın ve çocukluk anılarınıza gidin, kızdığınızda, üzüldüğünüzde neler duyuyordunuz çevrenizden diyor.

Bi an düşününce ağladığım zamanlarda “ağlama” dendiğini hatırladım. Ağlamamı içimde tutmak için nasıl çabaladığımı…

Sizin nasıldı, dün neyse bugün de belki o… Farkında olmak bile bir adım.

 

Günaydın…

7e12d3092ebd8f19ddd26c1584c28ff5

“Kim Tanrı’nın tapınağını yıkarsa, Tanrı da onu yıkacak. Çünkü Tanrı’nın tapınağı kutsaldır ve o tapınak sizsiniz.”

Paulo Coelho

IMG_1149

Ayakta kalmalısın… Duyduklarınla zor olsa da. Pes etmeden söylemelisin, normalleştirilmeye çalışılan sapıklıklara, yozluklara ne söyleyeceksen…

… Güç ve iyilik, hepimizden yana olsun. İyilik dolsun, şifa olsun, sapıklara olamıyorsa da, kötülüğe yandaş olanlara…

 

 

 

 

 

 

 

Yas tutmak zaaf mı?

Yakın çevremdeki cenazelerde de gördüm. Ağlayan, canını ciğerini kaybetmiş insanlara “ağlama, ağlama” diyen teyzeler, amcalar oluyor etrafta.

Pardon niye ağlamasın? O gün ağlamayacak da ne zaman ağlayacak. Tam tersi ağlayacak, içindeki acıyı akıtacak, vücudunda saklamayacak.

Ülkece yas tutamamamız da mı bundan? Bi şey yokmuş gibi dolanan robotlar… Ağlamayın, endişelenmeyin, kaygılanmayın! Sakın!… Robotuz ya…

Özel günleri kutlamaya devam edelim, Survivor’da yarışalım, flash’ta göbek atalım… Yapmayalım da bize korktu mu desinler… Ya ne derlerse desinler, canlar gitmiş, Mısır’daki, Suriye’deki insanlara ağladık, gözümüzün bebeğinden sızan bir damlacık yaş çok mu? Niye yok o yaş? Sahi niye hiç üzüntü algılanmıyor? Yas yok, yaş yok…

Donuk bakışlar, robotlar var…  Ağlama, yas tutma, endişelenme!

Tam tersi… Ağlama(k), yas tutma(k), endişelenme(k) robotluktan kurtulmak gerek…

Öyle bi gerildik ki, ağlamayan yerlerimiz, ağrıyor…

 

 

 

 

Çocuklara ileride sımsıkı sarılacakları kelimeler verin.

Screen Shot 2016-03-10 at 10.53.19

Bu oyuncak, benim için çocukluğum demek. Aynısından vardı bende. Ve ne zaman görsem, sıcacık ana-baba kucağına gidiyorum. Kokular, oyuncaklar, yemekler, fotoğraflar gibi kelimeler de zaman makinesi görevi görüyor. Geçmişten gelen kelimeler, sizi o günlere götürüyor.
Bazen de, bugün ilerlemeniz için gereken benzini koyuyor, özgüven ve hayata güveni veriyor.

O yüzden lütfen, çocuklara ileride sarılıp, güç alacakları, bir işe başlarken destek alacakları kelimeler verelim, her gün, her gün… Bıkmadan, usanmadan.