Fit to fat to fit

Screen Shot 2017-04-24 at 15.22.39.png

Yabancı bir program var bu isimde. Aşırı şişman birine empati kurmak ve onunla birlikte yeniden zayıflamak üzere ‘fit’ bir antrenör 25-30 kilo alıyor. Sonra birlikte zayıflıyorlar. Resmen deli işi. O gül gibi baklavaların haftadan haftaya yağla kaplandığını görüyorsun. Kilo alabilmek için yediği iğrenç, yağlı, kremalı şeyleri görüyorsun. Resmen miden bulanıyor.

Seyret, zayıfla 🙂

Beraber gülebilmek için saygı gerek

e51f1c403e6faa519349631148ebc67a

Birbirimizin hayatlarını güzelleştirmek, hadi onu geçtim, hayatlarımıza saygı duymak en azından günlük yaşantımızı ‘sürdürülebilir’ hale getirecek.

Mesela… Dolmuş kuyruğundasınız, öndeki kadın, ya da adam püfür püfür sigara içiyor. Dolmuş kuyruğu, insanların çok yakın mesafe bekledikleri bir alan… Yani arkanızdaki, önünüzdeki (sigara kullanan bir insan olsa bile) çok rahatsız edici… Yani diğerinin özgürlüğüne müdahale edilmiş oluyor.

Bir diğer mesela… Yine dolmuşta bütün yol boyunca telefonla dedikodu yapmak, ya da boş boş konuşmak da gerçekten rahatsız edici. Kimse yoğun bir günün ardından hiç tanımadığı insanlarla ilgili dedikoduları dinlemek zorunda değil.

Modern hayatla birlikte bazı görgü kuralları gündeme gelmeli demek ki…

Her alanda birbirimize saygı duydukça toplumsal barışa ulaşmak daha mümkün olacak.

 

 

Günde 3 şey…

9174eb51778736999bffacc3f533bf69

Sadeleşmek adına bi şeye başladım. Günde 3 şey atmak. İşe yarayan şeyleri fırlatıp atmaktan bahsetmiyorum tabii… Etrafa bakınca atılası gelmiş, ama elimiz gidip de atamadığımız, uzunca zamandır kullanmadığımız o kadar çok şey var ki… İçi boşalmış tüpler, gereksiz kağıtlar, giyilmeyenler, eskiyenler, tırnak boyunda kalmış kurşun kalemler, öylece durup duranlar… Bugün ne atsam diye bakınca neler neler birikiyor farkediyor insan…  Bakalım ne zaman bulamamaya başlıycam? Ya da en azından zor bulmaya…

Hımmm bakalım bugün hangi üç?

 

İçindeki umuda sahip çıkmak

Crater-Lake-(Oregon)

Umut olmazsa olmuyor. İçindeki umudu hep en kıymetli hazinen gibi koruman lazım.

Tek kişi olsan, doğruya sahip çıkman… Güzellikleri hayal etmen, etrafı güzelleştirmen, güzelliği bulaştırman… İyi insan olman, iyilikten vazgeçmemen…

Bi sen kalsan, yine vazgeçmemen…

Screen Shot 2017-04-20 at 16.13.11

 

Çok mu?

1750519a0f499787708578b16aa3624f.jpg

Ne istiyoruz ki evrensel değerlerden başka?

Özgürlük, eşitlik, adalet, hukuk, doğruluk, dürüstlük, barış…

Ne istiyoruz ki yaşamak dışında?

Sanat, müzik, kırlar, çiçekler, ormanlar, çocuklar dışında…

Neye kulak veriyorsun?

d4e4de38d7711f6936a9e711e2082c1e

Bugün bi değişiklik yaptım, ne zamandır düşündüğüm bişey. Arabayı almadım, işe dolmuş+otobüsle geldim. Yolda müzik dinledim, kitap okudum… Trafikteki monotonluğu kırmak istedim. Araçtan araca giderken yürümüş oldum, hava aldım, insanları inceledim. Farklı bişey yapmak iyi geldi.

Rutini kırınca bişey dikkatimi çekti. İnsanların yüzde sekseni kulaklıkla gidiyor. Sokaklar kulaklık dolu… Sembolik şeyler çok dikkatimi çeker. Çok uzun zamandır, sofistike bi ulaşım izlediğimden farkında değilmişim, herkes kendi içine kapalı yolculuk ediyor. Kendi müziğini, kendi sohbetini dinliyor. Kulağını dışarıya kapıyor. Duymak istediğini duyuyor bir başka deyişle… Dolmuştaki amcanın açtığı arabesk şarkıyı dinlemiyor mesela mecburen… Yanındakiyle sohbet etmiyor, ya da kulak misafiri olmuyor. Duyuyor ama istediğini…

Enteresan bi’ nokta değil mi?