Heyecanla yaşamak

1e908528644feeed3c10cb3d23404866

pic:pinterest

 

Kızım ortaokula gelince ciddi sınavlar başladı. Hele bi genel testleri vardı geçen gün,
sınıflara dağıtmışlar bunları, herkes ayrı bir yerde girmiş.
Eli ayağı titremiş. Çok gereksiz di mi? Nasıl gereksiz geliyor kulağa…
Bir sınav gider, biri gelir…
Ama size çok gereksiz, heyecanlanma deseler durumu
değiştirebiliyorlar mı?
Heyecanlanacaksanız heyecanlanıyorsunuz.
O yüzden çok saçma, heyecanlanma demedim ben de…
Büyüdükçe geçiyor mu, yooo geçmiyor.
İlk yaptığı her şeyde heyecanlanıyor insan.
Geçen gün ilkokul öğrencilerine hikaye anlatmaya gidecektim, orada bile heyecanlandım.
Ne söylesem ona yardımcı olabilirim diye düşündüm.
Kendi çocukluğumu hatırladım.
Sınavlardan önce kendime şöyle derdim.
Elimden geleni yaptım, çalıştım, gerisini Allah’a bırakıyorum.
Hayırlısı olsun. diyordum…
Elinden geleni yap dedim… Gerisi olacağına varır.
Heyecan geçmiyor. Ama bir şeyi yaptıkça, deneyimledikçe ehlileşiyor.
Hem,
heyecansız yaşamaktansa, heyecanla barışmak, nasıl olsa bu heyecan da geçecek
diyebilmek en iyisi galiba…
Advertisements

Kaçıyor musun, kovalıyor musun?

Screen Shot 2018-10-30 at 12.05.43

Ne hayat, ne film… Yer yer itiraf ediyorum kafamı çevirdim, bakamadım. Bildiğimden çok daha fazlası varmış. Oyuncular döktürmüş. Öyle ki, filmin sonlarına doğru, Timuçin Esen’i Müslüm olarak görmeye başladım. Zerrin Tekindor çok güzel giymiş Muhterem Nur’u üzerine…

Ve güzel diyaloglar… Çocukken bir gün babasının şiddetinden kaçarken halkevine sığınıyor, o gün tanıştığı saz öğretmenine türkü söylediği için babasının onu dövdüğünü söylüyor. Öğretmen de giderken, gene gel, beraber suç ortaklığı yaparız, türkü söyleriz diyor. İkinci gelişinde soruyor, eeee söyle bakalım, kaçıyor musun, kovalıyor musun? Gerçekten o gün ‘türküleri’ kovalıyarak geliyor oraya Müslüm. Ne güzel soru…

Kabuslardan geçmiş de halkın sevgilisi olmuş, kalpten söyleyerek… Biyografi seyretmek çok keyifli. Daha niceleri çekilsin…

“Yutmadım”ı gösterme çabası

ae73346ca24f7d847587475fb9192dfd.jpg

Bir şeyin aslında nasıl olduğunu görürsün, hissedersin, içinden bunu bağırmak gelir. Gördüm elini, yutmadım diye… Ama nasıl gereksiz bir enerji kaybı. Hele sonucu değiştirmeyecekse, hele ispatı yoksa, hele polemik üstüne polemik cevaplamanı gerektirecekse…

Gördün ya, gördüm diye bağırmana gerek yok. -her zaman- yok en azından.

 

Ayda ilk insan olmak

Screen Shot 2018-10-22 at 09.58.16

Dünyayı ileri götürecek bazı adımlarda nasıl bir kendinden vazgeçme var. Neil Armstrong’un hayatında da görüyor insan bunu. İnsanoğlu aya ayak basacak diye ölebileceğini bilerek çıkıyor yola.

Ya da kendini ölümsüzleştirebilmek için ölmeyi göze alıyor. Enteresan duygular.

İzlemek isterseniz, şu an vizyonda.

“Sen de az değilsin”

İstanbullu Gelin dizisinin terapi sahneleri gerçekten çok lezzetli. Cuma akşamki bölümde, nefis bir çözümleme vardı. Eşinden ayrılan Adem, çocukluğu boyunca her olayda, her türlü çıkan sorunda ailesi tarafından suçlandığının farkındalığına vardı.

Yani haklı ya da haksız her olayda annesi tarafından suçlanmış ve ‘sen de az değilsin’ denmiş. Bir başka deyişle hiç sahip çıkıldığını hissetmemiş.

Tam da bugün karısının ona sahip çıkmaması gibi. Gerçekten de bu sözü hakediyor bugün belki, ama geçmişteki anneye ulaşmaya çalışıyor sanki aslında bunu yaparak. Karısı da tıpkı çocukluğunda annesinin yaptığı gibi, ne olursa olsun ‘sen de az değilsin’ diyor, onu suçluyor.

Ve terapide çözülme ve ayma gerçekleşiyor… Harika:)  İlmek ilmek yaşadığı durumun kökenine ulaşıyor.

Yarenlik

IMG_3380.JPG

Farelerle bir test yapılmış. Önce bir fareciği yapayalnız bir yere hapsetmişler. İçeri iki kap su koymuşlar. Biri içinde uyuşturucu olan, kimyasallı bir su, diğeri normal…

Yalnız farecik, bu uyuşturuculu sudan gelmiş gitmiş içmiş. Kendi sonunu hazırlayana kadar.

Sonra bu kez bir grup fareyi bir arada kapatırlar aynı yere. Ama içeriyi bu kez oyuncaklarla, oyalanabilecekleri şeylerle doldururlar. Hem bir aradadırlar, hem de oyuncakları vardır. Bu kez fareler, kimyasallı suya dokunmazlar, içgüdüleriyle normal suyu da anlarlar zaten ve ondan içerler. Bu test uyuşturucu gibi bağımlılıklar üzerine yapılmış.

Yani… Dışarı çıkın, sosyalleşin, arkadaşlarınızla olun, sarılın, hem seratonin hem oksitosin salgılansın vücudunuz. Yarenlik edin birbirinize…

 

 

 

Sarı çoraplar

Bugün ayağımda sarı çoraplar var….

Öğlen çok enteresan bir şey yaşadık:)) Fantastik bi şey.

Yemekte konuşuyorduk, her gün aynı yerde yiyoruz, kimseyle tanışmıyoruz falan dedi biri. Yooo dedim konuşuruz, tanıdık görsek.

Yemekten sonra çıktık yürüyoruz, saçlarımı kestireceğim dedi başka bir arkadaş ama venüs retrosu bitsin öyle dedi. Ben de, amaaan nolacak dedim.

Sonra birden karşıdan işaret parmağıyla beni göstererek bir kadın gelmeye başladı. Tanımıyordum. Çoraplarımı gösterdi, güzelliğine halel gelmesin, bu çorapları giyme dedi. Olmamış dedi.

Çok enteresandı:))) Hem hiçkimseyle sokakta konuşmuyoruz demiş, ardından da venüs retrosundan bahsetmişken, hem bir yabancı bizimle konuştu, hem de güzellik retrosuyla ilgili bir şey söyledi:)