26 Temmuz 2019

Screen Shot 2019-07-23 at 14.22.52

Saçlarımı kestirdim, ohhh be. Nasıl da rahat, başım hafifledi. Çok düşünceli bir dönemin ardından çok iyi geldi. İnsan soyut şeyleri, somut şeylerle dengeliyor galiba. Kafan ağırlaşınca, saçları hafifletiyorsun; )

Advertisements

Rüzgar

Arabayı servise bıraktım, çıktım, nasıl bir rüzgar. Elbisem uçuyor, saçlarım uçuyor. Tutuyorum ellerimle. Dinliyorum ne demek istediğini…

 

58ee972d80ceaf2b13874a46a748664f

foto: pinterest

Sakızın tokadı

Kızımla okul anılarımız hakkında sohbet ederken, bir ortaokul olayımı hatırladım. Unutmamıştım zaten ama anlatırken vay be dedim, travması bile vardır belki bunun.

Teneffüs bitmişti, ağzımda sakızla girivermiştim derse. Atmamışım nedense. Damağıma yapıştırdım. Dersi dinliyorum. Bir fen bilgisi öğretmenimiz vardı, kırsal kökenli, yani güçlü kuvvetli, eli sağlam… Kadın. Tam bana doğru gözü kaydığında, öksürüverdim ve damağımdaki sakız ağzımın içine düşüverdi. Ve göz göze geldik. Gel dedi. Gittim. Asla sakızı yutmayı düşünmedim. Sıraların arasından onun yanına kadar gidişim hala gözümün önünde. Çıkar ağzındakini dedi ve o güçlü kuvvetli şamarıyla bi tane tokat attı.

Hayatımdaki ilk tokat. Ve son. Yetmedi. Beni sözlüye kaldırdı. O zamanlar adetti. Yaramazlık (!) yapan bi de sözlüde eksi alacak illa. Neyse payıma düşen eksiyi de aldım. Oturdum. Kızım dinlerken çok şaşırdı. Şimdi böyle tokatlar falan kabul edilir şey değil. Eee ertesi gün ailen gitti mi okula dedi. Yok canım, o zamanlar biz demek ki suçluyum ki yapmış der otururduk yerimize mi deseydim, demedim. Ne büyük suç değil mi sakız çiğnemek? Hayattaki ilk ve tek tokadını yiyecek kadar.

Bugünkü kendimi, öpüyor kokluyorum, kuzum ya… Suçlu değildin, değilsin.

d4fd9025b3a86fc905d650cf1aa530cc.jpg

Ne mini minnoş, hatırlamadığımız travmalarımız var kim bilir…