Devran

IMG_7366

Bir kasabada üç tane yakacak odun satan yer var. Öykünün kahramanı bunlardan birinde dayısının yanında çalışıyor.  Bir gün ilkokuldaki sınıf arkadaşı, annesi ve minik kardeşi geliyor odunluğa. Eşi öldükten sonra çok zor durumda kaldığı için veresiye odun istiyor. Vermiyor dayısı… Öbür odunculara gitmesini söylüyor arkasından. Arkadaşına ve annesine arkalarından üzülerek bakıyor çocuk. Diğer oduncular da vermez. Hava da ayaz mı ayaz. O gece odunluğa gizlice giriyor, dışarıya birkaç parça odun atıyor. Sonra onları alıp, ailenin kapısının önüne bırakıyor gizlice. Ve ondan sonra birkaç gece bunu yapmaya devam ediyor. Bir gece bekçi bunu yakalıyor, dayısını çağırıyor.Dayısı da bunu evire çevire dövüyor. O gece yakacaksız kalıyor aile.

Sabah, küçük bebeğin donarak öldüğü kasabada duyulur. Bütün kasaba utanır. Bizim çocuk bunu duyduktan sonra üç oduncunun da mekanlarını ateşe verir………

Kalbe dokunan küçük hikayeler… Umduğumdan çok daha güzel.

Advertisements

Fotoğrafın dili

 

 

Screen Shot 2019-08-19 at 16.46.27.png

Yürüse gideceğini bilir de niye yürümez insan… Durur, durur….

 

Rüzgar

Arabayı servise bıraktım, çıktım, nasıl bir rüzgar. Elbisem uçuyor, saçlarım uçuyor. Tutuyorum ellerimle. Dinliyorum ne demek istediğini…

 

58ee972d80ceaf2b13874a46a748664f

foto: pinterest

Sakızın tokadı

Kızımla okul anılarımız hakkında sohbet ederken, bir ortaokul olayımı hatırladım. Unutmamıştım zaten ama anlatırken vay be dedim, travması bile vardır belki bunun.

Teneffüs bitmişti, ağzımda sakızla girivermiştim derse. Atmamışım nedense. Damağıma yapıştırdım. Dersi dinliyorum. Bir fen bilgisi öğretmenimiz vardı, kırsal kökenli, yani güçlü kuvvetli, eli sağlam… Kadın. Tam bana doğru gözü kaydığında, öksürüverdim ve damağımdaki sakız ağzımın içine düşüverdi. Ve göz göze geldik. Gel dedi. Gittim. Asla sakızı yutmayı düşünmedim. Sıraların arasından onun yanına kadar gidişim hala gözümün önünde. Çıkar ağzındakini dedi ve o güçlü kuvvetli şamarıyla bi tane tokat attı.

Hayatımdaki ilk tokat. Ve son. Yetmedi. Beni sözlüye kaldırdı. O zamanlar adetti. Yaramazlık (!) yapan bi de sözlüde eksi alacak illa. Neyse payıma düşen eksiyi de aldım. Oturdum. Kızım dinlerken çok şaşırdı. Şimdi böyle tokatlar falan kabul edilir şey değil. Eee ertesi gün ailen gitti mi okula dedi. Yok canım, o zamanlar biz demek ki suçluyum ki yapmış der otururduk yerimize mi deseydim, demedim. Ne büyük suç değil mi sakız çiğnemek? Hayattaki ilk ve tek tokadını yiyecek kadar.

Bugünkü kendimi, öpüyor kokluyorum, kuzum ya… Suçlu değildin, değilsin.

d4fd9025b3a86fc905d650cf1aa530cc.jpg

Ne mini minnoş, hatırlamadığımız travmalarımız var kim bilir…

 

Neyi duymak beni rahatsız ediyor? Hangi sözleri saldırı kabul ediyorum? Neleri kulak ardı ediyorum? Neleri duymamazlıktan geliyorum?

Kavga gibimsi konuşmalar, sitem, didişmeler, kötülemeler, karamsarlıklar duymak istemediklerim…

Sadece sözde kalan, hayata yansımayan şeyler de sanırım kulak ardı ettiklerim… 484a243f1f8bc38d6395b2fb1c9af337

Kimlikler, tanımlar, engeller

Screen Shot 2019-05-24 at 17.15.53

Bir instagram hesabında okudum, üzerimize yapışan bazı özelliklerimize sadık kalabilmek için farklı davranmamız gereken yerde bile öyle davranamıyoruz bazen.

Hangi tanımlamalarınız sizi her daim bağlıyor? Belki gelişmenizi engelliyor? İnsanlar ve siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz, bu tanımlar sizi nasıl geri bırakıyor? i

Ben buldum bikaçtane ; )