Nerden çıktı şimdi bu? Nerden çıktı geldi… Çağırmadan, istemeden. Hayatın güzelliği işte, solan yeniden açar her bahar. Ömür oldukça sürer döngü. Üzgün olursun, sonra sevinirsin, sonra sabit kalırsın. Sonra heyecanlanırsın, sonra çok sıkılırsın, daha sonra yeniden sarılırsın hayat işte…

Yoldaki Semboller

Yürüyüşler benim için sembollerle dolu. Düşünüyorum, bakıyorum, fark ediyorum. Şu yolda gördüğümüz alana bakın, pamuk şeker, elma şekerleri, lolipoplar… Hayatın bazı anları ve dönemleri böyle. Yolun hepsi böyle olsa duramayız 🙂 Aşırı şekerden…Oysa yolun genelinde, yeşili, sarıyı ve tüm renkleri, kokuları içimize çekiyoruz, arada da bizi böyle sürprizli olaylar, mutluluklar bekliyor. Yolu yürümek başlıbaşına mutluluk ve şükür sebebi oysa.

This is us

Son söyleyeceğimi başta söyleyeyim. İyi ki yolum bu diziyle kesişmiş, elim gitmiş, ilk bölüme tıklamış. İnsan hallerinin hepsini bulabildiğimiz bir dizi. Çok samimi, çok içten. Güzel bir aile aynı zamanda bir dolu yara da bırakabiliyor, ya da noksanlarıyla, hatalarıyla insanlar, büyük resimde ne güzel bir tablo çizebiliyor. Oturup terapi gibi izlenebilecek, bazen ağlatacak, bazen iç sızlatacak, bazen kalbinizi ısıtacak süper bir dizi.

Aynı çocukluk bile farklı izler bırakabiliyor insanlarda. Aynı evde yaşayan çocuklar farklı yaşayabiliyor, farklı hatırlayabiliyorlar bazı şeyleri. Çünkü yaralar, hassas noktalar, algıda seçicilikler farklı.

Beyaz bir evde büyüyen, korunaklı dünyada hiç fark hissettirilmeyen bir siyah çocuk olmak nasıl bir duygu peki? Hiçbir şey konuşulmaması da incitmiş olabilir mi o çocuğu? Ya da o çocuk niye hiç kimseye bahsetmemiştir hislerinden, büyükler üzülür diye. Ya en kendini kurtarmış görülen çocuk, kendine hiç alan açılmadığını hissetmişse? Ya öbürü boşlukları doldurmak için her şeyi yediyse? Alkolik adamın karısı orada kalmaya devam etmeseydi ne olurdu? Adamın teki çocuğunu yangın istasyonuna bırakmasaydı her şey aynı olur muydu? Tüm olaylar öyle olduğu için bu hikaye oldu. Tüm küçük kareler büyük resmi oluşturdu.

Ahh ya, her bölüm, her sahne ayrı bi dünya.

Henüz bitmedi. Şimdiden yeni dizi için soruyorum. Daha güzeli nasıl olur? Gelsin çıksın karşıma.

Dile getirilmemiş tercihler

Bazen tercihinizin ne olduğunu söylemezsiniz. Ama her haliniz neden yana olduğunuzu, ya da olmadığınızı anlatır. Farkedilmez mi sandınız? Neyi istediğinizi, istemediğinizi belki isteyerek, belki istemeyerek anlatırsınız.

Bugün

Dün bi otursam, yazacağım dediğim öyküyü yazdım, rahatladım. İçindeki öyküyü çıkartmadan rahat edemiyor insan.

Onun dışında, bugün şunu düşündüm, bazen nasıl olacağını bilemezsin ama bir konunun çözümlenmesini istersin. Onu tarif etmemek gerekiyor. Çünkü tahmin edemeyeceğin çözüm daha kolay ve hayırlı olabiliyor. Öyle çok olay var örnek.

Bugün bi de şunu düşündüm. Herkes hayatının en iyi versiyonunu yaşamak istemiyor mu, istemesi de doğal değil mi, o yüzden ülkeden gitmek isteyen gençleri yok telefon istiyorlar falan diye suçlamak ne kadar doğru. Evet gençler hayatlarını lüks olmasa da avaraj koşullarda yaşamak, konserlere gitmek, geleceğine endişelenmeden bir eğitim hayatı geçirerek yaşamak istiyor. Çünkü neden istemesin? Yazın değil kışın tatile git demişler gençlere… Hakkı değil mi yaz tatili yapmak, neden yapamasın? Turistlerin mi Akdeniz güneşi?

Çok seviyorum gençleri. Her şeyin en iyisine layıklar… Umarım öyle de yaşarlar.

Hadi kızım… yazarsın

Bikaç öykü fikri var aklımda. Bi türlü oturup da yazamıyorum. Kim derinleşecek şimdi, dalacak kelime okyanusuna. İçini dışına çıkartacak, zorlanacak, ıkınacak, dökecek sözcüklere… Bi yazılsa rahatlayacak. Bir yağsa rahatlayacak dermiş gibi. Gökyüzünde biriken enerjinin yağmurla sakinlemesi gibi. Yazdım buraya daha kolay otururum başına…

Hayat dersleri :)

Bazen yol ikiye ayrılıyormuş gibi görünür. Oysa ikisi de aynı yere çıkar…

Takılıp kaldığın yer aslında bir nefeslik rüzgara bakar, dert etme, bekle.

Tutku mu her şeyi değiştirir, yoksa azim mi?

Sıradan bir yola dikkatle bakmazsan meyvesini göremezsin.

Nereye gideceğini belirlemeden önce, nerede olduğunu hatırla!

Buona notte amici…

Hoş geldin Eylül

Torbalarını toparlayıp gitmeye hazırlanıyor sıcak mevsim. Ne yaptık, ne ettik, ne biriktirdiysek, oldu da bitti. Şimdi yeni şeyler söylemek zamanı… Kuruyanları toplayıp, kenara alma zamanı.

Hiç ummadığın yerde karşına çıkan bembeyaz bir güzelliğin kalbini ısıtması gibi karşıla yeni günleri…

İşine yaramayan düşünceleri saklama, kırk yıl hatırı var diye…

Düşünce balonların bırak renklensin hayatı seyrederken…

Bazen zincirleri kırarak…

Bazen yan gelip yatarak….

#yürüyüştegördüklerim

Temizlik

Evi toplamak, temizlemek iyi geliyor. Dip köşe kendi hayatını temizlemek gibi. Uzundur el değmemiş yerlerin tozunu almak, dağınıklıkları toplamak, emer vermek ter dökmek ve düzenlemek. Ve sonra tadını çıkarmak bir çay eşliğinde. Değişmiş değil, düzenlenmiş olarak… Şükür+

çevrimdışı

Şiirler okunan sofralar olsa, dostlar, sevdiklerin, geceyarılarını zorlayan sohbetler olsa kim çevrimiçi olur ki? Olmayan sohbetlerin çağı mı bizi sosyal medyaya götürdü, sosyal medya mı bizi sohbetlerden uzaklaştırdı. Kim bilir? Çevrimdışı olursak yine döner miyiz eskiye? Yoksa eskiye dönemediğimizden mi çevrimiçiyiz göz göre göre…