O.A

p13606482_b_v9_aa

İlk sezon yeni bitti. Neyse ki devamı gelecekmiş, çok heyecanlı bi yerde kaldı çünkü.

Ölümü deneyimleyen bir grup insanın, esir alınarak üzerlerinde deneyler yapıldığı bir hikayenin etrafında geçiyor olaylar… Öyle bir yerde bitiyor ki, ister inan, ister her şey bir sanrı mıydı de.

Ama esaretin etrafında buluşan insanların zorda kalınca nasıl birlik olduğunu görüyorsun ve güçlerini birleştirdiğini… Biraz mistik, biraz fantastik… Dizi severlere şimdilik taptaze bir 8 bölüm 🙂 Sonrası Allah kerim…

Screen Shot 2017-07-06 at 17.08.33

Döngü

816aff354d0576c92c3bdd9d3058ba83

İyileşmek için iyileştirmek. İyileştirmek için bir olmak. Bir olmak için anlamak. Anlamak için dinlemek. Dinlemek için susmak. Susmak için farkında olmak. Farkında olmak için iyileşmek……….

Sarı…

Screen Shot 2017-06-28 at 14.10.59

 

Bazen kendimi böyle hissediyorum 🙂 Büyümüş, yetişkin ciddiliğinde bir yaşamın ortasında böyle sarı, çocuksu…

Coşkuyla günaydın diyorum hayata bazen, bakıyorum çok çocuksu oluyor. Oh be, ben böyleyim diyorum. Ama bazen de ben de ciddiyete ayak uyduruyorum. Bazen tuhaf görünüyordur diye düşünüyorum.

Çok konuşuyorum bazen böyle coşkuluyken, bazen susuyorum. Bazen sarı renk solar gibi oluyor. Ben de sarı renk depolayacağım bişeyler var mı diye etrafa bakınıyorum.

 

Haysiyet Kolonisi

19218619_304Film, Şili’de diktatör Pinotchet zamanında geçiyor. Alman vatandaşı olan kahramanımız Pinotchet aleyhine posterler yaptığı için yakalanır ve işkence göreceği “bir yere” götürülür. Burası eski bir Nazi suçlusunun kurduğu “haysiyet kolonisi” adı verilen, bir girenin bir daha çıkamadığı tarikat gibi bir topluluğun yerleşim alanıdır.

Kahramanımız önce büyük işkencelerden geçer, elektrik verilir, sonrasında beyninde kalıcı hasar oluştu sanılarak topluluğun arasına karışır.

Tarikatın kurucusu Bay Pius, kendisinin Tanrı’nın sesi olduğunu söylemekte, içerdekilere sürekli bir beyin yıkama uygulamaktadır. Erkekler, kadınlar ve çocuklar ayrı yaşamaktadırlar. Aşırı (!) haysiyetli bir yaşam sürmekte, kimse kimseye yan gözle bile bakmamakta, kadınlar göğüslerini bile sıkı sıkı sararak kadınlıklarını saklamaktadırlar.

Bay Pius, gördüğü en küçük yanlışta, kadını erkeklerin arasına sokar. İçine kaçan kötülüğü çıkartmak için erkeklerin onu dövmesini söyler. Ve kadın canı çıkıncaya kadar dövülerek doğru yola (!) getirilir.

Bu çok haysiyetli toplulukta küçük erkek çocuklarına da ayrı bir ilgi gösterir Bay Pius. Ama tabii o da çocukları, ilahi kişiliğinden faydalandırmak için (!)

Erkek kahramanımızı kurtarmak için bu dehşet mekana girmeyi göze alan Emma Watson gözüyle bu karabasanı izleriz.

Acaba sonunda buradan kaçabilecekler midir?…

Filmde beni dehşete düşüren şeylerden biri Haysiyet Kolonisi’nin gerçek olması. Gecenin bir yarısı filmi seyrederken girdim internete baktım, gerçekten Pinotchet devrinde bu iğrenç yapı varmış ve hem diktatörün ortadan kaybetmek istediği muhaliflere işkence edilmesi, hem de çocuk istismarıyla ünlenmiş. Tık tık. 

Yani görünen o ki din istismarı, her zaman en çok kullanılan silahlardan biri olmuş. Ben Tanrı’nın sesiyim diyen, suçlu olduğu çok netken bile insanları kandırabilmiş, hipnotize edebilmiş. Aklıma bir laf geldi. Cehenemme giden yol, iyi niyet taşlarıyla örülüymüş diye…

Futuristik konular…

IMG_5358

Futuristik bişeyler okumak, farklı dünyalarda dolaşmak isterseniz Bay Binet’e buyrun 🙂
Dünya 3 ayrı bölgeye ayrılmıştır.
Yapay zekaların yaşadığı 1. Bölge
Robotların yaşadığı 2. Bölge
ve insanların yaşadığı 3.Bölge…
Bölgeler arası ilişkiler evrensel bir anayasaya bağlanmış.
Cezalandırılmak istenen bireyler, belli bir süre geçmişte bir simülasyona yollanıyor.
Mesela Afganistan’a…
Platon, Kral Süleyman ve nicelerine hologramlar aracılığıyla ulaşılabiliyor.
Onlar  kendi zamanında dinlenebiliyor.
Bir çok soru soruyor böyle şeyler okuyunca insan.
Çok da uzak bir gelecek değil belki bunlar… Biz bu gelişmelerin neresindeyiz?

Ya biz de bir simülasyon izliyorsak, ceza ve ödül olarak? Enteresan değil mi? Ve daha niceleri…