Neyi duymak beni rahatsız ediyor? Hangi sözleri saldırı kabul ediyorum? Neleri kulak ardı ediyorum? Neleri duymamazlıktan geliyorum?

Kavga gibimsi konuşmalar, sitem, didişmeler, kötülemeler, karamsarlıklar duymak istemediklerim…

Sadece sözde kalan, hayata yansımayan şeyler de sanırım kulak ardı ettiklerim… 484a243f1f8bc38d6395b2fb1c9af337

Advertisements

Kimlikler, tanımlar, engeller

Screen Shot 2019-05-24 at 17.15.53

Bir instagram hesabında okudum, üzerimize yapışan bazı özelliklerimize sadık kalabilmek için farklı davranmamız gereken yerde bile öyle davranamıyoruz bazen.

Hangi tanımlamalarınız sizi her daim bağlıyor? Belki gelişmenizi engelliyor? İnsanlar ve siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz, bu tanımlar sizi nasıl geri bırakıyor? i

Ben buldum bikaçtane ; )

Mamma Mia!

MAMMA-MIA-main-edited.jpg

Gündemin ağırlığından uzaklaşmak, pozitif görüntüler, güzel müziklerle iyi vakit geçirmek istiyorsanız ve hala seyretmediyseniz işte size Mamma Mia…

 

2 kadın, bol sır

Screen Shot 2019-05-27 at 17.46.18

Yine sürprizli bir başlangıçla bana olta atan ve takıldığım bir dizi. İki kadın bir yas topluluğunda tanışırlar. Tesadüf sanırız ama aaaa o da ne? Meğer kadın kimmiş…

Tabii spoiler vermiyorum. Ama sürükleyici…

Dolce per niente

Eat-Pray-Love-Movie.jpg

Seyretmeliyim dediğim ama bi türlü seyretmediğim bir filmdi, sonunda dün seyrettim. Genel olarak çok şeker film. En hoşuma giden yeri, İtalya’da geçen bölümünde bir İtalyan’ın hayat felsefesi tadındaki lafıydı. “Dolce per niente!”

3 haftadır hiçbir şey yapmıyorum, sadece yiyorum ve geziyorum diyen Julia Roberts’a dedi ki, siz Amerikalılar’ın sorunu bu. Hayatın tadını çıkartmayı bilmiyorsunuz. İşte tam da yapman gereken bu belki… Hayatın tadını çıkartmak yetmiyor size… Mesela TV’da bir reklam görüyorsunuz İt’s time to have miller diyor, siz koşarak gidip, 6’lı bira alıp sabah uyanamıyorsunuz. Oysa bize kimsenin bişey demesine gerek almıyor, gidip alıyoruz :))

Dolce per niente’yi hiçbir şey yapmamanın hoşluğu diye çevirmişler..

Hep büyük amaçlar peşindeyiz. Neredeyse dünyayı kurtarmak gibi. Oysa ki yaşamanın tadını çıkartmanın tatlılığını niye öğretmiyorlar bize? Bizde de Amerikalılar’ın ‘başarma’ rahatsızlığı var. Oysa İtalyanlar’ın havada uçuşkan bir tüy gibi tatlı olması bu felsefeden sanırım. O zaman yaşasın dolce per niente!

 

 

Grace and Frankie

 

İşte yeni bir dizi önerisi. Grace and Frankie… Bitirdiğimde dostlardan ayrılmışım gibi hissettiren dizilerden… Oyunculara bakın, Jane Fonda, Lily Tomlin, Sam Waterston, Martin Sheen…

Seyredip seyretmeyeceğimi ilk 10 dakikaya kadar bilmiyordum. Ve öyle bir sürprizle başladı ki… Devam etmeden duramadım. O sürprizin ne olduğunu yazmayacağım tabii.

70- 80 yaşlarında bu süper dörtlünün yaşamlarının çok değişik bir döneminde başlıyor hikaye. O sürprizden sonrası ise hayattan bazen hoş, bazen düşündüren, bazen güldüren detaylar, olaylar…  Dostluk, yaşla birlikte yaşam enerjisinin evrilişi ama hayattan hiç vazgeçilmeyişi…

Bu kısmı benim çok hoşuma gitti. Bazen dizleri ağrıyor, bazen kalpleri tekliyor. Ama hayat devam ediyor, her yönüyle…

Keyifli.

Doğru ve yanlış herkese göre değişir. Ama ortak yaşamlarda kendi doğrunu dayatma özgürlüğün yoktur. Öbürünün de kendi doğrusunu dayatma özgürlüğü yoktur. Özgürlük nasıl sağlanır peki, uzlaşarak… İki adım biri atar, iki adım öteki… 3b26329d25fa5712c9489a7a6c36bdcf.jpg